<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553</id><updated>2011-12-15T04:52:00.428+02:00</updated><title type='text'>kızıYORUM</title><subtitle type='html'>Hepimiz hergün bir şeylere kızmıyor muyuz? Belki birileri  bu sayfaları okur da en azından benim kızdıklarıma çözüm üretir ümidiyle kızıYORUM, YAZIyorum.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-115524780046942696</id><published>2006-08-11T00:58:00.000+03:00</published><updated>2006-08-11T01:10:00.493+03:00</updated><title type='text'>Teşekkür Ederim...</title><content type='html'>Bu blog'u açtığım ilk gün sadece 4 kişiye bahsettim. Daha sonra hiç kimseye bildirmeden, sitemde bir kaç bin kişiyi ağırladım. Bu son bir ayda, hiç yazamamış olsam da bir çok kişi ısrarla blog'a girip bir şey var mı değişen diye üşenmeden, sıkılmadan bakmış. Bugüne kadar bu blog'a bir şekilde tıklamış herkese sonsuz teşekkürler. Acaba diyordum kendi kendime ilk başladığımda, kimse okuyacak mı diye. Ama okundu ve hatta hiç bir blog'a bugüne kadar link vermemiş olsam da, bir çok yerde bana link verildiğini gördüm. Tüm link verenlere ayrıca teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık, [kiziyorum.com |kiziyorum.blogspot.com] / Faz 1 misyonunu tamamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir veda değil. Aksine, bu blog'a girenlerden aldığım cesaretle, [kiziyorum.com |kiziyorum.blogspot.com] / Faz 2 için harıl harıl çalışmaya başladım. Çok farklı, çok daha etkileşimli ve bir o kadar da keyifli bir şey yaratmak için son bir aydır çabalıyorum. Bir aydır yazamayışımın bir sebebi de bu... Ama sadece bu değil mazeretim... Hayatımdaki değişimlerin boyutu o kadar büyük ki, blog malesef ikinci planda kaldı bu ay süresince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel hayatımı, iş hayatımı ve blog hayatımı 180 derece değiştirecek aksiyonlar içerisindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar bir şekilde, bu blog üzerinden 'etkileştiğimiz' herkese desteği için teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyin 2.0'ında görüşmek üzere....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cryan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-115524780046942696?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/115524780046942696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=115524780046942696&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115524780046942696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115524780046942696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/08/teekkr-ederim.html' title='Teşekkür Ederim...'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-115287050069877819</id><published>2006-07-14T12:37:00.000+03:00</published><updated>2006-07-14T12:54:41.743+03:00</updated><title type='text'>Gelişine Vole!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/ilk5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/ilk5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://ilk5.blogspot.com/"&gt;İlk5 Blog&lt;/a&gt;'unun sahibi Sevgili Alper &lt;a href="http://ilk5.blogspot.com/2006/07/alrken-i-grmesi-yalanlar.html"&gt;pas&lt;/a&gt; atmış. Sıkı bir maç yapılıyor sanki blogunda. Paslaşan paslaşana! Malesef ben bu dünyada fazla bir kimseyi şahsen tanımıyorum. Bloglarını takip ettiğim kişilere de, kendilerini tanımadan pas vermek ayıp olur sanırım. Bu yüzden, bu blog'da, Alper'den aldığım pasa gelişine bir vole vuracağım... Kimbilir, belki de gol olur. :) (Bu arada hepimiz sanırım Alper'in uzmanlığına giren VOM kampanya çalışmasının denekleriyiz... Varsın olalım, deneyen Alper olduk'tan sonra. :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu olarak, Alper'in pasladığı, 'çalışırken iş görüşmesi yalanları' çok da bana ve kiziYORUM.com'a uzak değil. İçinde yalan var, kızmamak mümkün değil ki!!! Bununla birlikte, son bir kaç aya kadar çalışan, yakın dönemde ise artık bir iş veren olduğum için konu benim için taze. Şu aralar çok haşır neşir olduğum bir konu olan eleman alımı ve bu kişilerin mülakatta getirdikleri CV'lerinin içindeki yalanlar var!!! CV'ler tam evlere şenlik... İlk 5 CV yalanları da en altta..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alper'e sevgilerle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışırken iş görüşmesi yalanları:&lt;br /&gt;1- İnanın buradaki her hangi bir sorundan dolayı ayrılmıyorum, gerek iş ortamı, gerek iş arkadaşları hepsi süper... Sadece artık yeni konular öğrenmek, başka deneyimler yaşamak isiyorum. (Bu arada bölüm müdürü Vehbi 'ye deli oluyorum ama, burada lafını etmeye değmez)&lt;br /&gt;2- Budur kardeşim... Kıl oluyorum bizim müdüre bastım istifayı (Diğer şirketle anlaşmasa da basar mıydı?)&lt;br /&gt;3- Abi deli misin.... Milyon dolar verseler o (Grupla/adamla/şirketle&lt;div&gt;&lt;wbr&gt;/markayla...vs.vs.) çalışmam! Adamların hepsi ahlaksız abi, boşversene! (2 haftaya diğer yerde hatırı sayılır pozisyonda, hatırı sayılır paraya)&lt;br /&gt;4- Yok efendim benimki iş aramak değil, &lt;a href="http://kariyer.net/" title="http://kariyer.net" target="_blank" onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)"&gt;kariyer.net&lt;/a&gt;'te CV'ım var ama okusanız updated bile değil! (&lt;a href="http://kariyer.net/" title="http://kariyer.net" target="_blank" onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)"&gt;kariyer.net&lt;/a&gt;'te ki CV'si çalıştığı şirketin eline geçince)&lt;br /&gt;5- Valla ben başvurmadım... Hala oğlu demiş benim bir kuzen var yapsa yapsa o yapar diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CV Yalanları (İş vereni delirten, iş arayanın işi alamaMAsını garantileyen yalanlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Hobiler: Kitap okumak.... (O yüzden kitap satışları rekor üstüne rekor kırıyor)&lt;br /&gt;2- Eski iş yerimde aldığım maaş 5.000 $'dı (Yazıyla beş bin DOLAR), ama 750 YTL net'e de çalışabilirim&lt;br /&gt;3- Referans... Tabi referans veririm ama, Ahmet Beyi verirdim o ayrıldı, Halit bey var o izinde, Nevin hanım var ama sanırım o da bu hafta eğitimde olacak. Ben size telefon yerine onlardan yazılı mektup getirsem?&lt;br /&gt;4- Eski şirketimde hemen her şeyi ben yapıyordum. Yani ben şimdi ayrılınca herhalde her şey duracak! N'apıcaklar bilemiyorum!&lt;br /&gt;5- X yerde müdürdüm, Y yerde genel müdür yardımcısı, Z yerde bir ara yönetim kuruluna bile girdim (Sadece proje yöneticisi arıyoruz, CV'de CEO yatıyor)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-115287050069877819?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/115287050069877819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=115287050069877819&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115287050069877819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115287050069877819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/07/geliine-vole.html' title='Gelişine Vole!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-115219952919821682</id><published>2006-07-06T17:54:00.000+03:00</published><updated>2006-07-06T18:26:07.203+03:00</updated><title type='text'>2+2=4 ama peşin ödersen 3'de yaparız!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/sony.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 216px; height: 216px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/sony.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Plazma TV arıyorum bir kaç haftadır. Son dönemde elektronik pazarına bu kadar detaylı girmemiştim. Fiyatlar, modeller, hepsi havada uçuşuyor... Eğer aranızda bu işe kalkışan bir başkası varsa, sanırım neler yaşadığımı biliyordur. Fiyatlar yakın, seçenekler çok, doğru dürüst seçim yapabilmek için yeterince bilgi yok!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinden önce, önemli bir soruyu cevaplamanız gerekiyor: LCD TV mi Plazma TV mi? Onlarca siteye girdim... Onlarca dergiyi okudum... Hepsinin kapağındaki başlık 'Hangisini seçmeli? Plazma vs. LCD! Detaylar, içeride...'! Alıyorsunuz, hızla o sayfaları açıyorsunuz, artılar eksiler yanyana verilmiş... Ama işin sonunda sadece şunu diyorlar: 'E walla biz ayıp olmasın, bu sayfalara reklam verenleri kıramadık, hangisi iyi bir şey diyemeyeceğiz, siz kendi kafanıza göre takılın, hangisini seçerseniz doğrudur!!' Haydaaaa!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar site, forum ve  yorum var... Bir çok kişi yorum yaparken bilgi vermek yerine, sattığı şeylerin taraftarlığını yaptığı için yada kullanıcılar kullanmadıkları şeyleri bilmeden görmeden atıp tuttuğu için, yorumlar arasında kaybolup gidiyorsunuz. Çünkü bizde bilen de konuşuyor, bilmeyen de!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse... Bir bilene sorup, devam ettik. (Ama bu bilen sayesinde o kadar çok şey öğrendim ki, herhangi bir TV alıcısının kazık yememesi mümkün değil!!!) Bunların her birine kızıyorum... Ama yazının konusu bu değil, asıl konu TV'lerin, ya da tüm elektronik eşyaların fiyatları!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir ürün. Etiket Fiyatı: 5.000 YTL. Yanında bir not, 'Vade farksız peşin fiyatına 10 Taksit'. (Güzel! Taksit taksit öderiz... Fark ta vermeyeceğiz, parayı da buraya bir kere de bağlamayacağız... Süper!) Hemen yanında 2. Not, 'Peşin ödemede %10 indirim!' Hoppalaaaaa!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz gerizekalı mıyız, matematikten bu kadar anlamayacağız!!! Demek ki bu ürünün peşin fiyatı 4.500 YTL!!! Nerde kaldı o zaman peşin fiyatına 10 Taksit?? Ya o yalan... Ya bu yalan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda bana pazarlamanın etik bir bilim olduğunu söylemişti hocam. Yani, yalan yoktur biz de demişti. Bununla birlikte, pazarlamacılar 'topluma zararlı' şeyleri de pazarlamamalılar demişti! Doğru ya da yanlış, bu yoruma katılır ya da katılmazsınız... Bugün bir çok kişi, insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyor Hocam (kulaklarınız çınlasın!)! Sonra bunun adına 'pazarlama', 'ücretlendirme' yada her neyse diyor... Ama sonuçta bize 'siz aptalsınız, ben de bunu biliyorum' diyor... Biz de bunu efendi efendi susup kabul ediyoruz!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malesef, pazar bu peşin fiyatına taksit ve peşin ödeme de indirime o kadar alıştı ve o kadar koyunuz ki, bir firma hakikaten doğrusunu söyleyerek satış yapmaya kalksa, hemen pahalı algılanacak, eminim ki müşteri kaybedecek, topa tutulacak!!! Kaldı ki hemen hemen bütün firmalar bu yolu seçmiş durumda bugün!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmalı, ne etmeli, insanları nasıl uyarmalı, uyandırmalı? Bir fikir... Bir akıl yok mu oralarda?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-115219952919821682?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/115219952919821682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=115219952919821682&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115219952919821682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115219952919821682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/07/224-ama-pein-dersen-3de-yaparz.html' title='2+2=4 ama peşin ödersen 3&apos;de yaparız!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-115187568803576650</id><published>2006-07-02T21:36:00.000+03:00</published><updated>2006-07-03T00:30:46.273+03:00</updated><title type='text'>Ne umduk, içeride ne bulduk!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/zekitriko25.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 220px; height: 287px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/zekitriko25.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir marka yaratmak için onlarca milyon dolar harcıyorsunuz. Bunun üzerine onca yılın da deneyimini koyuyorsunuz. Bu süre içinde kaliteli üretim yapmaya çalışıyor, tasarıma önem veriyor, 'taklit' değil kendi ürünüzü üretiyorsunuz. Mağazacılığınızı geliştiriyor, yaygınlaştırıyor, kimisi &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/2004/01/25/gny105.html"&gt;bu ülkenin garip tepkilerine kurban giden başarılı reklam kampanyaları&lt;/a&gt; düzenliyorsunuz. Sonuçta da, hakikaten benim de (kullanıcısı olmasam da) taktir ettiğim '&lt;a href="http://www.zekitriko.com.tr/"&gt;Zeki Triko&lt;/a&gt;' gibi bir ismi yaratabiliyorusunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ticari kuruluşun bir tek sebebi vardır, para kazanmak. Markalaşarak para kazanmak bir yol olduğu gibi, aksi de bir yoldur. Ancak, kabul etmek gerekir ki, marka yolculuğu her zaman için diğerinden çok daha zor, emek yoğun ve uzun bir yolculuktur. Her iki yolu seçenlere de saygı duymak gerekir ve mutlak doğru yoktur. Bu bir seçimdir ve 'birilerinin' sürekli pompaladığı gibi 'her üretici/satıcı' son kullanıcıya yönelik olarak markalaşmak durumunda değildir. Her iş bir yatırım gerektirir ve sonuçta arzulanan, bu yatırımın, aynı miktar parayı bankaya yatırmaktan daha fazla getiri getirmesidir! Bu iki yoldan hangisinin seçileceği, duruma, güne, zamana, pazara, elinizdeki paraya, hayallerinize ve şu anda yazamadığım bir çok parametreye bağlı olarak değişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Başesgioğlu, yukarıdaki parametreleri bir çok kişiden iyi değerlendirmiş, değerlendirmeleri sonucunda ismi ve kendisi üzerine kurguladığı markasını, Türkiye'nin en çok bilinen, anımsanan mayo markası haline getirmiş bir kişi. Eminimki şu anda, Zeki Triko markasını yönetmek için bir çok profesyonel çalıştıran Zeki Bey, bu noktaya gelene kadar, önce kendi başına çokça emek ve para harcamış, şu anki profesyonel ekibinden onlarca kat iş yapmış bir girişimci. Bir makelede okuduğum hikayesi, hem zekasını, hem azmini ispatlar nitelikte. Bugüne kadar markasının geldiği yer itibariyle, Başesgioğlu'nu alışlamak gerek. Tabii ki, markayı bugünkü konumunda tutan/ileriye sürükleyen profesyonellerden oluştuğunu tahmin ettiğim pazarlama ekibini de!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceksiniz ki, 'madem alkışlayacaktın, neden kızıyorum.com'a konu yaptın?'. Evet, buraya kadar hiç bir sorun yok. Ama, iş marka yönetmek olunca, yaklaşık 0,1 m2'lik kumaşa 'premium' fiyat talep etmek olunca, konu kaliteli ürün satmak, tasarıma değer biçmek, son kampanyada da olduğu üzere &lt;a href="http://doutzenkroes.com/"&gt;Doutzen Kroes&lt;/a&gt; gibi dünyaca ünlü top modellerin dev posterleri ile insanları ürün almaya davet etmek olunca, kısaca iş karışık olup, tasarım anından müşteriye değene kadar onlarca kişi bu işe dahil olunca, elbette bana da kızacak bir şeyler çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Markaların müşterileri ile temas ettikleri yer olan satış noktaları/mağazaları onların kaleleri. Eğer Zeki Triko gibi çok büyük bir marka iseniz, kendinize ait dükkanlarınızın olması kaçınılmaz. 'Cornerlarda' yada büyük marketlerde/alış veriş merkezlerinde sadece ürün çeşitliliğini arttıran raftaki diğer markalardan biri olurken, ortamdaki hiç bir şey sizin direk kontrolünüzde olmayabilirken, kendi mağazanızda, içerideki ısının derecesinden, yerdeki parkenin rengine kadar herşeyin sorumlusu sizsiniz. Doğal olarak satış elemanlarınızın da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşım mayo arıyor, ben de ona eşlik ediyorum. Akmerkez'de bir Zeki Triko mağazası. Konumundan dolayı hedef kitle sanırım aşikar. Çok güzel bir mağaza, alımlı bir Kroes resmi sizi içeri çağırıyor.  Satılan ürün mayo. Doğal olarak ürünün reklamları, kullanılan model, resim hepsi göze hoş gelecek şekilde tasarlanmış durumda. Biraz seksi, biraz güzel, kısaca alımlı bir 'rol model'! Müşteriler kadınlar! Satılan hayal basit: 'Bu mayolarla siz debu kadar alımlı olacaksınız! Bizim mayolarımızla bu kadar hoş görüneceksiniz...'  Sanmayın ki resimler erkek müşterileri tavlamak için. Kadın modellerin erkeklerin ilgisini çektiği aşikar, ancak mesaj hedef kitle kadınlara. Hemen her moda ürününde olduğu, hemen her giyim malzemesinde olduğu gibi bir 'hayal' var pazarlanan. (Tabiiki bu hayali destekleyen kaliteli ürün ve başarılı tarasımı da gözden kaçırmamalı). Markanın bu teklifinde de bir sorun görmüyorum açıkçası. Ancak, herşey kapıdan girene kadar. İçeri girdiğinizde, sanki bir şeyler değişiyor. Çalışanlar, kısaca markayı temsil eden kişiler, bir diğer deyişle markanın kapıdaki resimden sonraki yüzleri, markayla o kadar zıtlık içerisindeler ki, şaşırmamak mümkün değil!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce bir kadın mayo mağazasına girdim mi hatırlamıyorum açıkçası. Ama bu mağazada, bir erkek olarak gözüme çarpan manzara şu: İçeride çalışan 5-6 tane satış elemanı bayan. Garip bir solaryum yanığı ten üzerinde yapma sarışın saçlar. Bakımsız vücutlarını daha da gözler önüne sermek için düşük bel kotlar, açık göbekli tişörtler. Eğer, buldukları her açıklıktan fırlayan göbek etrafı 'can simidi halkaları' göz zevkinizi bozmuyorsa, basit makyajlar arkasındaki somurtan yüzler yeteri kadar canınızı sıkabiliyor! Yüzlerindeki 'bitse de gitsek ifadesi', sizde 'biran önce bitse de ben de bunu çekmesem' duygusu yaratacak cinsten!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada çalışan insanların güzel/çirkin olmaları beni ilgilendirmiyor. Zaten benim bakış açımda bu insanların kişiliği yada kendileri ile ilgili değil. Ama bu kişilerin temsil ettiği kurum, sattıkları ürün itibariyle, bakımlı olmak zorunlulukları var. Belki, Zeki Triko satış ekibi şöyle bir cevap sunabilirler: 'Bu çalışanlar o kadar değerli ve o kadar başarılı satış yapıyorlar ki, onlara bu toleransı gösteriyoruz. E bugün hem pazar, hem çok sıcak vs. vs.' Ama özrü kabahatinden büyük olacak bu bahaneleri, böyle başarılı bir ekibin elemanlarının vereceğini sanmam. Kaldı ki, içeride bulunduğumuz 11 dakika süresinde bu çalışanlardan hiç birinin bize 'merhaba, yardımcı olabilir miyim yada isterseniz şu modeli göstereyim' gibi bize yardım edecek en ufak bir diyaloğa girmemeleri, yada tüm bu süre boyunca bir kez dahi bizimle ilgilenmemeleri olası bahanelerini de çürütecektir. (Çok ta kalabalık değildi mağaza açıkçası.) Ama, ya hep meşgullerdi, ya hep bir yerden bir yere gidiyorlar, yada arka odada kayboluyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakımsız olmalarından daha kötüsü müşterilerine ilgisiz olan, ilk diyalog olarak aramızda ödeme sonrası 'XXX YTL. lütfen' konuşması geçen bir ekip, Zeki Triko'yu ne kadar ileri götürür merak ediyorum. İşin aslı, bugün, tasarım ve kalitesi sebebi ile ürün satın aldık. Bahsettiğim aksaklıklar, müşterinin satın alım kararını ne kadar etkiler ya da ürün ve kalite başarısız bir ekibe rağmen daha ne kadar markayı taşır bilmiyorum. Ama, şu anda Zeki Triko bu dükkanda 100 satıyorsa, iyi bir satış ekibi ile, dışarıda reklamları ile yarattığı 'ürün imajını' içeride de müşterisine yaşatmaya devam ederse, teklifini daha da sağlamlaştırırsa, X adet satacağına eminim. X'i bilemem, hesap yapmak gerekir, elimde yeterli veri yok. Tek bildiğim X&gt;100 olacağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marka bir bütündür... Markanızı sadece ürününüz yansıtmaz. Müşterinizin, size temas ettiği her yerde ona sahip çıkmanız, her temas anında müşterinize teklifinizi aynı tonda, aynı netlikte ve aynı bütünlükte sunmanız gerekir. Zeki Triko gibi başarılı markaların, cüzi miktarlara çalışan 3-5 kişinin 'markanın yaratıcılarından milyonlarca ışık yılı ötedeki basit vizyonları' sebebi ile müşteri gözünde zarar görmesine, bu kişiler yüzünden milyonlarca dolarlık marka yatırımının toplamda 11 dk süren bu müşteri temasında bir anda uçup gitmesine, böyle basit bir konunun, benim gibi bir adama malzeme olarak markayı eleştirtmesine çok kızıyorum!!! Umarım, Zeki Triko, gerekli eğitimler ve düzenlemelerle, satış elemanlarına gerekli çekin düzeni verir. Türkiye'nin çok fazla, Zeki Triko'su malesef yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızan Adam'ın sorusu: Acaba, satış elemanlarının çok da alımlı olmamaları, bir satış taktiği midir, yani bir müşteri bir ürün aldığında satıcıdan daha alımlı gözükürse, o ürünü isteği pozitif yönde tetiklenir mi? (Bu soruyu yukarıdaki Zeki Triko durumunda bağımsız soruyorum, zira oradaki çalışanlar kendilerini bir parça bulutların üzerinde görüyorlardı. Sanırım hakikaten alımlı olduklarını düşünüyorlardı.) Bunun cevabını bilen ve paylaşmak isteyen olursa çok sevinirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-115187568803576650?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/115187568803576650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=115187568803576650&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115187568803576650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115187568803576650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/07/ne-umduk-ieride-ne-bulduk.html' title='Ne umduk, içeride ne bulduk!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-115144665337351783</id><published>2006-06-28T00:14:00.000+03:00</published><updated>2006-06-28T01:17:33.410+03:00</updated><title type='text'>Peki şimdi neredesiniz?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/where.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 243px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/where.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;'Baykan, Kuralkan, Kemal Kükrer' kelimelerinden hangilerini duydunuz ya da size ne ifade ediyor? Hatırlamadınız mı? Bir kaç ay geriye dönün... Televizyon reklamlarını vs. düşünün bir de??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı bir kaç ay önce bu isimleri ilk görüdüğümde yazacaktım ama beklemeyi tercih ettim. Konunun bu hale geleceğini görüp bana daha da kızacak malzeme çıkacağı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kelimeler, birer marka. &lt;a href="http://www.baykangrup.com/"&gt;Baykan&lt;/a&gt; kombi üreticisi, &lt;a href="http://www.kuralkan.com.tr/"&gt;Kuralkan&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.kanuni.com.tr/"&gt;Kanuni&lt;/a&gt; marka motoru üreten firma, &lt;a href="http://www.kemalkukrer.com.tr/"&gt;Kemal Kükrer&lt;/a&gt; limon sosu, üzüm sirkesi vb. üreticisi. Bundan bir kaç ay önce onlarca bin doları harcayıp televizyona, ulusal kanallara, prime time'a reklam veren ülkemin güzide üreticileri! Her biri dalında uzman, önemli iş hacimlerindeki firmalar. Aralarından, markalaştırdığı ve 'ucuz segmentte çok iyi konumladığı Kanuni motorları' ile Kuralkan'ı daha başarılı buluyorum. Diğerleri Kanuni kadar ürünlerini markalaştırabilmiş değiller. Ama hepsinin iletişiminde aynı sorun vardı reklamları televizyonda döndüğü dönemlerde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önde bir ürün, doğru yada yanlış, ucuz yada pahalı, başarılı ama başarısız... Burası tamam... Ama, 30 sn yada 1 dakikalık reklamın son sahnesinde, son karenin sağdan soldan kalkması yada bir alt yazı girmesi ile beliren üretici firma logosu!! (Hani kabaca söylersek, &lt;a href="http://www.koc.com.tr"&gt;Koç&lt;/a&gt;'tan arak animasyon)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinden önce, tanımadığım bir ürün karşımda... Bir yere kadar giden bir ürün reklamı, ve sonunda kafamda yaratılan 2. soru, bilmece: Kuralkan kim yahu??!!! Hani &lt;a href="http://www.turkcell.com.tr"&gt;Turkcell'&lt;/a&gt;in harika bir radyo reklamı vardı ''&lt;a href="http://www.delaguarda.com"&gt;De La Guarda&lt;/a&gt;'yı Türkiye'ye getirdiklerinde. (Bence bugüne kadar ki en başarılı &lt;a href="http://gnctrkcll.turkcell.com.tr/"&gt;GNCTRKCLL&lt;/a&gt; radyo reklamlarından biriydi!)&lt;br /&gt;Kız: Aman tanrım Berkay!!! De La Guarda geliyomuuşş!!&lt;br /&gt;Erkek: De La Guarda ne yaaaaaaa??????&lt;br /&gt;Okan Bayülgen: N'aaptın Berkay, gitti karizma!...  vs. vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de ki de o hesap! Kim ola ki bu marka...? Bak adamlar motor üretmiş, hmm limon sosları var.. Bak sen kombi üretmişler ne güzel... derken... Binlerce yeni soru.. Kim bu adamlar, nereliler, nereden gelirler, nereye giderler, arkalarında kim var, kimlerdenler, yelkenlerini kim üfler... vs. vs... bunlara cevap bulmak günümüzün Google'lı dünyasında, bir kaç dakikalık iş... de, 'bana ne yaaa!! Ne diye uğraşiim bunlara cevap vermek için!' diyecek o kadar adam var ki... Peki bunu diyen adamlar napıyor... Tam olarak hiç bir şey!! Ürünleri hatırlıyorlar evet... Yani Kanuni'yi... Ama Kuralkan'ı değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu sorun mu? Reklamlarınızdan ne beklediğinizle alakalı... Evet, ürününüzün bilinirliği artmış, müşteri ürünle ilgilenmiş, hatta belki satın alma talebi bile oluşmuş...olabilir! Ama arkadaki üretici isminin aldığı tek bir pozitif etki yok. Yani reklam ürün içinse, evet başarılı. Ama reklam firma içinse, gereksiz, boş ve hatta mevcut ürünü 'yaratacağı güvensizlik etkisi ile zedeleyebilecek' bir durum dahi söz konusu! Kısaca... Başarısız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmalı derseniz, direk olarak firma ismine, markasına yönelik iletişim planınız olmadığına göre, firmanızın ürünlerini pompalamaya, firmanızın ürettiklerini insanların gözüne sokmaya ara ara devam edeceksiniz... Aksi taktirde ne bilinir, ne de hatırlatırsınız? &lt;a href="http://www.koc.com.tr"&gt;Koç&lt;/a&gt;, o animasyonu yapıyor ama televizyonda o kadar çok ürünü var ki? &lt;a href="http://www.etietieti.com/"&gt;Eti&lt;/a&gt;, her reklamın sonuna cıngılını basıyor ama, firma o kadar bilinir ki, &lt;a href="http://www.intel.com"&gt;Intel&lt;/a&gt; her bilgisayar reklamında, görselini ve müziğini eklemeyi ihmal etmiyor ama 5 yaşındaki çocuk bile &lt;a href="http://www.intel.com"&gt;Intel&lt;/a&gt; ile &lt;a href="http://www.amd.com"&gt;AMD&lt;/a&gt;'yi ayırabiliyor. Siz se zaten bilinmezle başlayıp, bilinmezle devam ediyorsunuz. Müşterinin algısını şekillendirecek hiç bir mesaj tekrarı olmadan! Hani 'Nasıl yıl geçti habersiz...'şarkısı misali bomboş geçti bir kaç ay işte... Bu isimlerin üzerine hiç bir ekleme yapılmadan... Direk firma iletişimi de yok, yeni üründe... Sonuç, markaları hatırlayan da yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyar gibiyim... Firmanın sahibi, biriyle tanışıyor..&lt;br /&gt;-Merhaba ben XXX YYY... Kuralkan CEO'suyum.&lt;br /&gt;-Kim dediniz efenim?&lt;br /&gt;-Kuralkan...&lt;br /&gt;-Kur.. (Bu da kim ya, Yalova Kaymakamı mı?)&lt;br /&gt;-Kanuni Motor'u yapan şirketiz biz...&lt;br /&gt;-HAAAA.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu diyalog yaşanmadan önce, bu CEO,  kendisine o reklamları çektiren, bu iletişimi planlayan pazarlama yöneticilerini ve ekibini bir güzel sorguya çeksin, firmasının isim bilinirliği konusunda! (Ürün değil, firma bilinirliği). Eee... Ondan sonra, harcadığı o paraların hesabını sormaya da sıra gelecektir sanırım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ara ara ürünleri arka arkaya vermek yeter mi? Yetmez... Bakınız Dizayn Grup'a... Halaaa &lt;a href="http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/dizayn-grup-takipteymiiz.html"&gt;takipdeyiz&lt;/a&gt;&lt;a href="http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/dizayn-grup-takipteymiiz.html"&gt;!!!... Ya da &lt;/a&gt;&lt;a href="http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/dizayn-grup-takipteymiiz.html"&gt;değil miyiz?&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-115144665337351783?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/115144665337351783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=115144665337351783&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115144665337351783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115144665337351783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/06/peki-imdi-neredesiniz.html' title='Peki şimdi neredesiniz?'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-115032290315248536</id><published>2006-06-15T00:40:00.000+03:00</published><updated>2006-06-19T01:29:39.476+03:00</updated><title type='text'>55555'e mesaj at, ömür boyu paranı alalım!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/sendsms.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 192px; height: 289px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/sendsms.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Son günlerde mobil içerik servislerinde bir şeyler değişiyor farkında mısınız? Hani şu herkesin genelde 'logo-melodi yükleme' olarak bildiği servisler. Biraz eskiye dönelim. Çok değil... bir kaç sene önce sadece Turkcell web sitesinden yeşil Nokia ekranlarını şenlendirmek için bir şeyler indirmeyle başlamıştı herşey. Kolayca bir kaç sms bedel ödeyerek sahip oluyorduk. En eski tarifelerde bu iş 2 sms bedelli idi. Daha sonra pazara operatörlerin dışında yepyeni oyuncular girdi: İçerik sağlayıcılar. Sağolsunlar bizde 'premium' içerikle tanıştık ve 16, 30, 50 sms bedel ödeyerek şarkı, türkü indirmenin keyfini yaşadık. Aslında bir çoğumuz sadece logo-melodi de desek bu servislere, bu işin bilgilendirme servisleri var, mesajlaşma servisleri var, popstara mesaj atması, Akmerkez'den Hülya, Etiler'den Şeyda'yı bulması var, televizyon programında ankete katılması, iddia oynaması, oyun indirmesi, kısacası bir dolu şekli var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar hersey tamam! Gelin görün ki topu topu 3 senelik bir pazarı, kendi ellerimizle doğurduğumuz gibi, yine kendi ellerimizle gömmek için çalışmaya başlanmışız! Eskiden sistem basitti: Gönder mesajla isteğini, sana istediğin içeriği yollayalım, bedelini de kontör olarak alalım yada faturana yansıtalım! Sonra birer ikişer, abonelik servisi görmeye başladık. Başlarda o da çok güzeldi... NTV'den haber her gün haber olduğu anda geliyor, ayda 3-5 lira bir bedel veriliyordu. Yada maç sonuçları, hava durumu, günlük burçlar, günün aktivitesi, vs. vs. Kısaca, hergün yenilenen ve kullanıcının hergün yeniden doğan ihtiyacına cevap olan içerik, aylık bir bedel ile, parekende kullanımının çok daha altında bir bedele toptan veriliyordu.  Hani dergi aboneliği, yada Digiturk aboneliği gibi! Bundan bir süre önce, abonelik sistemi telefona indirdiğimiz 'eğlencelikler' içinde piyasada görülmeye başlandı. Aylık cüzzi bir abonelik bedeli ile, size bir kac adet bedava indirme hakkı veriliyor, yeni içerikten haberdar ediliyor ve hatta indirim de sağlanıyordu. Alan memnun satan memnun...du! Ama işin suyunun çıkmasını görmek için çok da beklememize gerek kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün televiyon izlerken bir kaç servis reklamı ile karşılaştım. Bir tanesi Vibra Mobil, bir diğeri de S'nek'te reklam veren bir fal servisi (sevgilinizle adınızı yazıyorsunuz, size ilişkinizin durumunu söyleyen bir 'eglencelik'-markayı hatırlamıyorum.)! Vibra Mobil, koca koca reklam veriyor televizyonda: Ali Veli yaz, #####'a gönder, Ali Veli'nin resmi cebine gelsin!..de küçük yazıları okuyun bakalım ne diyor: Siz bunu yazıp gönderdiğinizde servise abone oluyorsunuz, servis size 1 video 3 resim gönderiyor ve yaklaşık 50 sms'i abonelik bedeli oalrak tekrarlı bir şekilde almaya başlıyor. Bir benzeri de fal servisinde idi. Sürekli olarak aboneliğiniz alınıyor ve bu falları düzenli olarak alıyorsunuz....!!! Böyle bir kaç örnek daha var. Bir iki servisten içerik alıyorsunuz ve sisi bir anda abone yapıyorlar. Bir de size mesaj yolluyorlar ay sonunda 'abonelikten çıkmak için bu mesaja hayır yazın' diye. Ben ne zaman abone olduğumu bile bilmiyorum ki. Kaldı ki, yazmadım, unuttum atladım. Sizce aboneliğimi kendi isteğimle mi devam ettirmiş oldum? Hele ki abonelik sözleşmelerine ve notlara dikkat. 50 sms bedel ödüyosunuz abonelik bedeli diye ama zannetmeyin bu her zaman 1 ay için demek. Artık bir çok serviste bu bedel sizden haftalık alınıyor!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E oldu mu ama...? Bu müşterimizi kazıklamak değildir de nedir? 10 abone mesaj atsa, 3'ü itiraz etse, 7'si 3 ay süresince ne olduğunu anlamasa, gelen gelire bakar mısınız? Peki ama, bu 7 abone de anladıktan sonra, siz bir daha para kazanabilir misiniz? Bu işi adam gibi yapmaya çalışan diğer firmalar, bir daha o adamlara herhangi bir servis satabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin bir başka yönü de operatörler. Operatörlerin mobil servisler konusundaki kurallar konusunda çok sıkı olduklarını biliyorum. En azından eskiden öyle idiler... Tek tek her kurgu incelenirdi. Aboneyi incitmeyen kurgulara, içeriklere, servisler izin verilirdi. Şimdi bakıyorum, kolay para kuralları biraz esnetmeye yardım etmiş görünüyor. Benim anlamadığımsa şu... Mobil servisler her zaman operatörler için 'aksesuar' oldu. Sağd, solda, &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;Mobilasyon'da&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.mobilasyon.com"&gt;&lt;/a&gt; data geliri şu kadar artıyor, bu kadar büyüyor, çok paralar geliyor diye. Ama şu kural halen değişmiyor. İnsanların öncelikli derdi karşılıklı iletişim. Belki kullanılan yollar değişiyor ama ihtiyaç değişmiyor. Bu sebeple, ana gelir halen konuşmak, mesajlaşmak. Bu durumda cevaplanması gereken soru şu: Değerli operatörlerimiz, 3-5 şirketin cebini doldurmak için yarattığı 'dahice' kurguları hayata geçirmesine ve biricik abonelerinin 'aptal yerine konduklarını farkettiklerinde' churn-i diyar etmelerine göz yummaya devam edecek mi, yoksa onlara iletişimden çok daha yüklü bir gelir sağlayan değerli müşterileri daha buradaki yanlışı anlamadan, onlar için yararlı olanı yapıp bu tür servisleri kaldıracak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar spam sms'ler dünyasında idik. Artık spam abonelikler bunların yerini alıyor gibi gözüküyor. Soruyorum.... Suç kimde? Ürünün fiyat politikasını kim belirler? İletişim stratejisini? Abonelik ve kampanya kurgularını? Müşteri ihtiyaçlarına göre servis ihtiyaçlarını, müşteri beklentilerini? Kızıyorum... Çünkü bu işin mesuliyeti yine pazarlamacılarda patladığı için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızan Adamın Tavsiyesi: Bakın ne güzel Türk markaları ucuz ucuz DVD kaydediciler çıkartıyorlar piyasaya (Beko, Vestel, vs.) Alın bi tane. Reklamları kaydedin. Daha sonra her reklamda aşağıdan bir çırpıda geçen küçük yazıları yaavaaaaaaaaaaaaşşşşşşş yaavaaaaaaaaaaaaşşşşşşş okuyun. Uyanık olun, kazık yemeyin! Cin olmadan adam carpma sevdalılara izin vermeyin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-115032290315248536?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/115032290315248536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=115032290315248536&amp;isPopup=true' title='51 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115032290315248536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/115032290315248536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/06/55555e-mesaj-at-mr-boyu-paran-alalm.html' title='55555&apos;e mesaj at, ömür boyu paranı alalım!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>51</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114894679356484074</id><published>2006-05-30T00:15:00.000+03:00</published><updated>2006-05-30T02:54:37.713+03:00</updated><title type='text'>Hangi birine kızayım? Ekşi Sözlük, Özgürlük ve Cezalar Üzerine...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/BANNED.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/BANNED.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir kaç gündür eğer &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org"&gt;Ekşi Sözlük&lt;/a&gt; adresine giderseniz, siteye Türkiye'den erişimin &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/23/son/sontur27.asp"&gt;mahkeme kararı&lt;/a&gt; ile durdurulduğunu göreceksiniz. Burada Ekşi Sözlük'ün ne olduğu, nasıl olduğuna detaylı olarak girmeyeceğim. Internet'te bu konuda bir çok bilgi bulabilirsiniz. Aslına bakarsanız, bu siteyi sıklıkla da ziyaret eden birisi değilim. Arada bir hiç hakkında bir şey bulamadığım kavramları/kişileri buradan bulmuşluğum vardır. Ancak, kendi kendine bir marka olmuş, Internet kullanıcılarının bir çoğunun referans siteler listesine girebilmiş, yapısı ve içeriği ile bir açığı kapatmış, bununla birlikte 'first mover advantage'dan yararlanmasını bilmiş, ağızdan ağıza hızla yayılmış (belki &lt;a href="http://marketingma.blogspot.com"&gt;Alper&lt;/a&gt; sözlüğü bu yönden de yazar) ve bu yaygınlığı ve yarattığı kullanıcı kitlesini sitesindeki reklam yada sponsorluk çalışmaları ile nakte çevirmiş bu sitenin Türkiye'nin öncülerinden olduğunu yadsıyamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç gündür çeşitli kişisel blog sayfalarında yada ciddi internet sitelerinde bu siteye erişimin durdurulması konusu hararetli biçimde tatışılıyor. Durdurma sebebi, uyuşturucunun kullanımın özendirilmesi. Bu tartışmalara kısaca göz gezdirdiğinizde tartışmaların bir kaç eksende aynı anda, iç içe devam ettiğini görebilirsiniz. Bunlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Her hangi bir Internet&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt; sitesine sansür/kapatma uygulanabilir/uygulanamaz, erişim engellenebilir/engellenemez&lt;br /&gt;- Cümle aleme Internet'e sansür koyarak rezil olduk/olmadık&lt;br /&gt;- Bu zihniyet Google'ı da kapatır/kapatamaz&lt;br /&gt;- Bu durdurma yasal olarak doğrudur/yanlıştır&lt;br /&gt;- Siteye, şöyle şöyle yaparak erişebilirsiniz, bu kararı verenler zaten Internet'ten anlamazlar/anlarlar&lt;br /&gt;- Bu durdurmanın arkasında 'derin güçler' vardır&lt;br /&gt;- Bu durdurma çarpık yönetimin ürünüdür/değildir&lt;br /&gt;- Ekşi Sözlük'e yapılan bir kampanya ile desteklenmelidir/desteklenmemelidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca, hukuki bir konudan onlarca tatışma konusu yaratabilen başarılı bir toplumuz. Ama sapla samanı ayıramadığımız gibi, konuları birbiri içine o kadar çabuk harmanlayabiliyoruz ki nerede başlayıp, nereye vardık kaybediyoruz. Bu tartışmalar denizinde, irili ufaklı, az ya da çok kızdığım o kadar çok şey var ki.... Sırasıyla yazacağım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Birincisi ve en önemlisi, konu hukuki bir konu. Ne avukatlık mesleğini, ne de bu konuya sebep detay yasaları biliyorum. Ama sağda solda, konudan bir haber bir çok adam, benim gibi bilgisiz olmalarına rağmen, benim cesaret edemeyeceğim bir iş yapıyorlar. Bir yasaya göre, bir mahkeme tarafından verilmiş bir kararı, hadlerini bilmeden 'aptallıkla', 'gericilikle', 'çağı yakalayamamakla' suçluyor, eleştirmiyor, kendi yargılarına göre bu kararı reddediyorlar. &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/25/son/sonyas06.asp"&gt;Milliyet'te yazan makaleye&lt;/a&gt; göre Internet suçları için düzenlemelerimiz var ama henüz yetersiz. Konuyu daha hukuki açıdan bakmama yardımcı olan yorum &lt;a href="http://www.unbf.ca/altiustu/arsiv/2006/05/sessiz_kalma.php"&gt;Altı Üstü Tasarım&lt;/a&gt; sitesinde &lt;a href="http://www.gaxxi.com/buzz/bolum.php?kat=240"&gt;Umut&lt;/a&gt;'tan gelmiş. Kendisini tanımıyorum, ama hukuki gözlükten bakarak, yasa açısından değerlendirmiş, tüm okuyabildiğim yorumlar arasında konuya en eli yüzü düzgün hukuki yaklaşım kendisininki (Buna kızmadım :) ). Çünkü, benim kızdığım eleştiri yapılması değil. Hukuk gibi bir teknik konuda, konuyu hukuk boyutunda ehliyetsiz kişilerin doğru/yanlış yorumlamaları/değerlendirmeleri, insanları 'doldurmaları'. Bkz. bir kaç ay önce bu ülkenin başbakanı, çok yanlış bir şekilde yargının verdiği kararları 'keyfince' halkın gözü önünde değerlendirdi, eleştirdi, kendi yargısı ile yanlış olduğunu ifade etti. Eminim, bugün Ekşi Sözlük hakkında yargı kararı konusunda yorum yapan bu kişilerin çoğu, o zaman başbakanı o kararları eleştirdiği için ayıpladı, yapılanı uygun bulmadı. İlk blog'um da yazmıştım &lt;a href="http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/bu-lkede-yaya-olmak-ekstra-dikkat.html"&gt;trafik&lt;/a&gt; konusunu. Bir benzeri durum var aslında: Başkası yapınca 'tuu kaka', ama konu biz olunca 'herşey mübah'!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İkinci konu ise daha derin: Internet ve özgürlük. Bir çok kişinin yorumların okudum. Ekşi Sözlük konusu, bir şekilde internet ve özgürlükler girdabına kapılmış sürükleniyor. Hatta&lt;br /&gt;&lt;a href="www.siyahkahve.com/index.php?cmd=7&amp;textID=774"&gt;Siyah Kahve&lt;/a&gt; bu konuda bir protesto kampanyası dahi başlattı. Internet'in özgür bir platform olduğunu, herkesin herşeyi istediği gibiyazıp, söyleyebileceğini, dünyada bizdeki erişimi durdurma gibi bir bağnazlığın olmadığını söyleyenlerin sayısı oldukça fazla. En önemli dayanak noktalarında birisi de Google: Google'da istenilen her türlü zararlı bilgiye bir kaç tıklama ile ulaşabiliyor olmanız. Ancak malesef, elma ile armutu birbirine karıştırıyoruz. Google, internet'te oluşturulan sayfalara erişim sağlayan bir pencere. Google, &lt;a href="http://www.google.com/intl/en/terms_of_service.html"&gt;Terms Of Service&lt;/a&gt; bu konuyu detaylıca açıklıyor okumak isteyenler için. Yani, Google bu sayfaları üretmediği gibi, içeriğinin de muhatabı değil. Muhatab, siteyi yapan, yöneten, yürüten kişilerdir. Google'dan &lt;a href="http://news.bbc.co.uk/nolavconsole/ukfs_news/hi/newsid_4630000/newsid_4633400/nb_rm_4633484.stm"&gt;Marissa Mayer'in bir röportajı var BBC'de çıkan&lt;/a&gt;. Google'ın konuya nasıl yaklaştığını açıkça ortaya koyan bir röportaj ve söylenen sözler çok önemli: "Internet is not a private place!" İlgili röportaj Google ve privacy ile ilgili ama, Mayer şöyle diyor: "Internet gerçek hayat gibidir, bazı şeyleri 'UNDO' yapamazsınız." Ben konuya buradan yaklaşarak şunu söylüyorum. Internet, özel bir yer değildir, Türkçe'si, babanızın platformu gibi istediğinizi yazıp çizemezsiniz. Bu ortamın da kendine özgü kuralları vardır, olmak zorundadır. Ben bu blog'da kalkıp sevmediğim adamın birine küfretsem, ya da daha kendisine sakladığı özel fotoğraflarını, sırlarını internetten dağıtsam (Gamze Özçelik davasını herkes hatırlar), yada buradan uyuşturucu satsam, silah yapımı anlatsam, bu platformun reel hayatta yarattığı etkilerden/tepkilerden dolayı sorumlu olmaz mıyım? Elbetteki olurum!!! Sakın yanlış anlaşılmasın dediklerim! Düşünce ve ifade özgürlüğünün sonuna kadar destekçisiyim. Ancak bunun uluslarası belirlenmiş ya da belirlenecek; kişi hak ve özgürlüklerine saygı duyacak, toplumun iyiliği, mutluluğu ve refahına hizmet edecek kurallar çerçevesinde olmasını savunanlardanım. (Böyle bir kurallar bütünü yaratacak dünya toplumu bir hayal belki ama, umut fakirin ekmeği :) ) Kusura bakmayın ama, Internet'te yayınladığınız sayfalar milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor diye, topluma ve kişilere zarar verecek yazıları yayınlayamazsınız, bunun adı düpedüz sorumsuzluktur! Ekşi Sözlük'te bugüne kadar onlarca hakaret yazısı gördüm. Buraya bu yazıları yazanlar da, bu siteyi yönetenler de bu yaptıklarından sorumludur, bu sorumluluk üstlenilmelidir. Ekşi Sözlük'teki bir çok yararlı bilgiyi kesinlikle reddetmiyorum. Ancak, kurunun yanında yaşında yanması her zaman muhtemeldir, acı bir talihsizlik te olsa mümkündür. Bizler gibi, kampanya başlatan Siyah Kahve'dekiler gibi, onlarca Internet sitesi editörü ya da blog sahibi kişiler gibi düzgün insanlar, yanlış kullanımlara müsade etmediğimizde, telif hak ve mülkiyetlerine saygı duyarak hareket ettiğimizde, warez, çocuk pornosu gibi yasal olmadığı gibi sapkın içeriğe izin vermediğimizde, gençlerin beyinlerini boş, tehlikeli fikirlerle dolduran bilgilere dur dediğimizde; yasa koyucuların da seve seve düşünce ve ifade özgürlüğünü öldürmekten öte, destekleyecek yasaları birer birer, kendiliğinden devreye alcağına eminim. Ancak, bunun aksi durumunda ise, yasalar çerçevesinde, bu platformu kirletenlerin cezalandırılmasını canı gönülden isterim! Benimle benzer paralelikte &lt;a href="http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,sid%7E9@nvid%7E307595,00.asp"&gt;Yurtsan Atakan'da yazmış&lt;/a&gt;. (Hayret, hemen hemen ilk kez fikirlerimiz paralel). Avrupa Konseyi'nin cevap hakkı ile ilgili çalışmasından bahsediyor. Ayrıca Ekşi Sözlük ve benzerlerindeki denetim(sizlik)ten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Son olarak (bu yazıyı bu kadar uzun planlamıştım :) ), bu cezayı verenlere sesleniyorum: O kadar boş bir ceza ki şu verdiğiniz... Herkes, Internet'te iki tıklama ile ekşi sözlüğe nasıl arkadan dolaşarak girebileceğini bulabiliyor! N'oldu cezanız??? O kadar büyük yaygara kopuyor ki internet ortamında şu anda Ekşi Sözlük'le ilgili, insanlar, 'yahu ne yazmış bu adamlar' diye bakmak için özellikle giriyorlar siteye! Burada eleştirdiğim konu, yasanın kendisi değil, yanlış yapılan işin kendisi değil... Kızdığım konu, mahkeme kararı sonrası verilen, caydırıcılıktan uzak, sorunu çözmeye yönelik olmaktan uzak, işin kolayına kaçan, basit ve gereksiz ceza!!! Sitenin yazarlarına ceza verilebilir, yöneticilerine verilebilir, ilgili sayfalar kaldırılabilir, vs. vs. Bu konuda hayal gücümüz geliştirilebilir eminim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Site kapatma eylemini, Ekşi Sözlük özelinde yanlışlığa yapılacak destek olarak görüyorum. Ama kanpanyayı başlatanların da aslında benim gibi düşündüklerini, özünde aynı ana fikirden yola çıkarak bu eylemi başlattıklarını tahmin ediyor, eylemleri için saygı duyuyorum. Umarım bir yararı olur. Keşke bu konu/kampanya,  Ekşi Sözlük'ün (bence) yanlış yaptığı bir konu sebebi ile başlamış olmasaydı. Keşke, yasa koyucular ceza için daha akılcı bir yöntem seçmiş olsalardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yine de... Bence de 'Internet musluk değildir kapatılamaz!'.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114894679356484074?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114894679356484074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114894679356484074&amp;isPopup=true' title='41 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114894679356484074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114894679356484074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/hangi-birine-kzaym-eki-szlk-zgrlk-ve.html' title='Hangi birine kızayım? Ekşi Sözlük, Özgürlük ve Cezalar Üzerine...'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>41</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114824481051255989</id><published>2006-05-21T23:53:00.000+03:00</published><updated>2006-05-22T01:01:10.190+03:00</updated><title type='text'>Futbol Holiganlığı Terör Suçu Olsun!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/futbol.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/futbol.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu konuyu geçen hafta yazmam gerekirdi ancak bir türlü fırsat bulamadım. Hürriyet Gazetesi'nin şampiyonluk kutlamaları ile ilgili &lt;a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=4416973&amp;amp;tarih=2006-05-15"&gt;15.5.2006 tarihli yazısını&lt;/a&gt; lütfen açıp bir okur musunuz? Bu nasıl bir iştir anlamıyorum ki!!! Ne biçim bir toplum olduk biz??? Kazanan kutlamayı bilmiyor... Kaybeden üzülmeyi!!! Birbirini döven dövene, kesen kesen kesene, vuran vurana!!! Türk insanı olarak sanırım en hassas olduğumuz konular 'namus, aile, din, vatan'! Bu konularda hiç kimseye söz söyletmeyiz... Söyletemeyiz!! Futbol gibi, basit bir mantıkla, 22 kişinin 4 adamın idaresinde 1 meşin yuvarlağı 3 direk arasından geçirmeye çalışmasından ortaya çıkan sonucu bu değerlerimiz kadar nasıl olur da sahipleniriz anlamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Galatasaray'lıyım... Koyu da bır Galatasaray'lıyım. Futbol'u da çok severim... Hele iyi futbolu çok ama çok severim! Bir Barcelona'yı, bir Brezilya'yı seyretmeye doyamam! Ama canımı, canım kadar sevdiğim başka takımları tutan dostlarımı, arkadaşlarımı çok daha fazla severim! Bir maç için hiç ama hiç kavga etmedim. Evet, belki yüzlerce kez birbirimizi kızdırdık sonuçlardan sonra. Hani biraz da keyfi burada bu işin! Bazen güldük, bezen de dişimizi sıkıp sustuk! Ama hiç kırılmadık, hiç birbirimizin canını yakmadık!! Hep haddimizi bildik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu manzaraya bakın yahu! Sanki ülkede harp çıkmış! Şampiyonluk kutlaması için gezmeye çıkmak istiyorum, en doğal hakkım, annem, babam izin vermiyorlar koca adam olmuşum nafile! Başıma bir iş gelir diye! Nedir bu?? Gülünecek, sevinilecek bir an ama, dökülen kandan ağlayanlar, üzülenler! Değer mi? Değdi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit birer seyirci olarak kulüplere bilet geliri yada stad doluluk oranı istatistiği olan bizler nasıl oluyor da oluyor kendimizi bu takımlarla birebir özdeşleştirebiliyoruz, anlamıyorum!!! Bir futbol takımını alıpta ailemizin, namusumuzun yerine koyabiliyoruz akıl erdirilebilek bir iş değil! Bir takım şampiyon oluyor, onlarca milyon dolar kazanıyor, bize değen dokunan bir şey yok, dövüşen kapışan bizleriz!!! Elbetteki kazananın yanında olmak istiyoruz hepimiz. Takım daha çok kazansın, daha iyi oyuncular alsın, daha çok kazansın! Bizim tuttuğumuz takım hep kazansın! Kazansın da, bir kaybettiğinde dünyanın sonu mu ya da diğer takımlar 'hak çalmış şerefsizler' gibi dövülmeli, öldürülmeli mi?? Nedir bu tahammülsüzlük? Nedir bu kargaşa?? O kadar rezil durumdayız ki aslında... Kısır çekişmeler içinde bocalayan bir ligimiz, bir kaç takımın global dünyadaki lokal büyüklük kavgaları arasında oynanan maçlar, 1. ve 2. takım arasında sadece 2 puan fark ama 3. ile aralarındaki 30 puanlık fark, gençlerden yetiş(tiril)meyen futbolcular, bir kaç yıl önce bir parlayıp sonra sönmüş ve 2006 Dünya Kupasında olmayan bir milli takım, GS'lilere sorsanız tüm puanları onlar kazanmıştır ama son bir kaç senedir hiç bir şey yapmadığına ek olarak Trömsö gibi bir takımdan bile puan çıkaramamış ve Avrupa'da dibi görmüş Türk takımları! Gelecek sene GS, FB, TS, BJK'dan başka Avrupa temsilcisi ol(a)mayan bir Türkiye futbol ligi... Sanki adını Süper koyunca uçacak sanılan ama daha emeklemeyi beceremeyen Turkcell Süper Lig! İnsanlıktan yoksun, adam kesen öldüren taraftar grupları ve bunlardan beslenen basiretsiz yönetici düzenleri!!! Bu ortamda şampiyon olsan n'olur, olmasan n'olur!?!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonluğu kazandık diye sevinenler, kaybettik diye dünyanın en üzgünü olduğunu sanan 2.ciler, kupanın sahipleri, UEFA kupası yolcuları, son dakikada bu ligte kalanlar yada bu lige çoktan havlu atanlar yada son anda kahrolanlar... Bir düşünsenize, en yakınınızdakinin, kardeşinizin, eşinizin, annenizin, babanızın, dostunuzun pembe, mor, sarı, turkuaz, yeşil,vb. bir kaç renge olan sevda için yaralandığını, sakat kaldığını ya da öldürüldüğünü!!! Değer miydi bu acıya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep duyduğum bir laf vardır: Futbol terörü diye. &lt;a href="http://tdk.org.tr/tdksozluk/sozara.htm"&gt;Türk Dil Kurumu&lt;/a&gt;'na göre terör, yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş demek. Hürriyet'te okuduğunuz şeyler bu tanıma birebir uyuyor. Madem bu iş futbol terörü, o zaman bu suçları işleyenler de adi suçlu yerine terör suçlusu olarak yargılansınlar! Bakın o zaman adam gibi sevinmeyi, üzülmeyi öğreniyor muyuz, öğrenmiyor muyuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda daha ben çok yazar çok söylerim! Bu ülkede herkes bir önceki yazıda yazdığım gibi, pazarlamayı da futbolu da çok iyi bilir! Bol bol konuşur, peynir gemisini yürütmeye çalışırız! Yalancı Don Kişot'luk yapan bir çok 'taraftar gazetecimiz' de bu işten ekmek yediği ve benim ve benim gibi düşünenlerden çok daha 'etkin' iletişim kanallarına sahip olduğu için, bu devran böyle döner gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar, beni ümitlendiren söylemleri olan bir adam vardı siyasette, sonra olmadı, olamadı, kayboldu gitti... Ama bir sözü hep hatırımda: 'Statikodan beslenenler, statikoyu değiştiremezler!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var mı bir kurtarıcı adayınız?: Yazarlar, yöneticiler, futbolcular, taraftarlar, federasyon...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da siz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114824481051255989?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114824481051255989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114824481051255989&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114824481051255989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114824481051255989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/futbol-holiganl-terr-suu-olsun.html' title='Futbol Holiganlığı Terör Suçu Olsun!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114824368080659407</id><published>2006-05-21T22:30:00.000+03:00</published><updated>2006-05-21T23:35:00.210+03:00</updated><title type='text'>Dizayn Grup: Takiptey(miş)iz...</title><content type='html'>Çok üzülüyorum! Hem üzülüyorum hem de kızıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/dizayn-grup.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/dizayn-grup.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kendi kendimizi yiyoruz,  bu ülkede teknoloji üretilmiyor diye. Bu konuda herkes dem vuruyor, patent alımında dünya fakiriyiz diye! Gelin görün ki, böyle bir ortamda &lt;a href="http://www.dizayngrup.com/"&gt;Dizayn Grup&lt;/a&gt; diye bir firma çıkıyor "Akışkanların taşınmasında farklılık oluşturacak yeni teknolojiler üreterek bir dünya markası olmak" gibi bir vizyonla arka arkaya &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;patentli&lt;/span&gt; ürün üretmeye başlıyor. Kısaca, bu adamlar teknoloji geliştiriyor, AR-GE'ye yatırım yapıyor! Yani vizyonlarının doğrultusunda doğru işler yapılıyor. Benim ilk hatırladığım şey yaptıkları kırılmayan boru idi, hani sanırım 2 yıl kadar önce idi, emin değilim. Şimdi de traşssız boru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama vizyonlarının ikinci bölümünü gerçekleştirmede önemli hatalar olduğu açık. Dedim ya traşsız boru ile son dönemde göz önünde diye. Son bir aydır garip bir adamın, garip monologu arasına karışıp giden bir reklam ile. Önemli derece de uzun bir reklam. Kısacası yüzbinlerce dolarlık bir harcama! Sonucunu bilmiyorum... Ama bazı çıkarımlar yapabilirim: Bu reklam traşsız borularının satışına pozitif etki yapmış olabilir/olmayabilir ya da reklamda kullanılan 'takipteyiz' / 'traş yapma' sözleri insanların diline pelesenk olmuş olabilir/olmayabilir. Bunları ancak bu reklam sonrası pazar araştırmalarını yapmış, satış raporlarını incelemiş olan Dizayn Grup pazarlama bölümü çalışanları bilebilir. Ancak bildiğim bir tek şey var ki o da bu reklamın Dizayn Grubu bir dünya markası seviyesine taşımaktan çooooooook ama çok uzak olduğudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizayn Grup yöneticilerine kızamıyorum. Tam tersine şirketin yapısını ve yapılanları gördükçe heyecanlanıyorum. Yönetim Kurulu Başkanı, İbrahim Mirmahmutoğulları, 2002 Dünya Genç Girişimci İşadamı Büyük Ödülü sahibi. Firma, 2003 Unesco tarafından ödüllendirilimiş. Onlarca patentli ürünleri ve 2002'de başlattıkları 'Beyin Göçüne Karşı, Beyin Gücünü Teşvik Ediyoruz!' adlı bir kampanyaları var. Bu adamların işlerinde profesyonel olduğu aşikar. Yani kendi işlerini, üretimi, çok iyi biliyorlar. Ancak, pazarlama gibi bilmedikleri konularda aldıkları destek, çalıştırdıkları elemanlar, birlikte yürüdükleri ajanslar gibi iş ortakları, malesef bu ağırlığı taşıyacak düzeyde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarlama, önemli bir iş! İnsanların hobi olarak görebilecekleri yada bir reklam yaparız olur biterle götürebilecekleri bir macera hiç değil. Kızdığım da şu ki, bu gibi hakikaten iyi bir şeyler yapan ve bir potansiyel yaratan firmaların, potansiyel markaların, oldu bittici ya da 3 kuruşa iş yapalımcı ya da 'amaaan sen de'ci firmalar tarafından yönlendirilerek, yanlış hareketler yapmaları ve bu işlere bu firmaların yüzbinlerce doları harcayıp, bir kaç yıl sonunda 'yahu o kadar para harcadık, olamadık bir dünya markası. Bu pazarlamacılar reklamcılar vs. vs. ler yok mu, alayının köküne kibrit suyu' diyecek olmaları! (Haa... Pazarlama ekibi, reklam ajansı böyle arzulamamış ancak şirket yönetimi, tüm iletişime karışmış ve böyle arzulayarak yapmışlarsa o daha da vahim. Her zamanki sıkıntımızın hortladığının bir göstergesi: Pazarlama mı? Ne olacak canım... Bak ben reklamı bile düşündüm!!!!! Her zaman böyle değil mi, Türkiye'de herkes pazarlamacı değil mi? Sonuç ta ise, her ne kadar bu reklamları yönetim arzulasa da, kabak pazarlamacılara patlamayacak mı?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketi şahsen tanımadığım için hangi yol seçildi bilmiyorum! Her iki durumda da, suçlu nerede olursa olsun, sonuç tatmin edici olmayacak, üzücü olan da bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanmıyorum ki, bu son reklam Dizayn Grup'u bir dünya markası haline getirme programının bir halkası olsun. (Reklam sonundaki 'takipteyiz' sanki sonunda bir şey gelecek diyor ama, umarım yanılırım!) Anlaşılması gereken şey şu. Bir marka yaratmak, yönetmek, basitçe 2 reklam çekmek olmadığı gibi birbirine bağımlı olarak yürütülen/yaratılan parçaların/aksiyonların bir bütünü ve sonucudur! Ha bu arada, pazarlama, daha önce yazdığım gibi kapıdan kapıya ürün götürmek olmadığı gibi sadece reklam yapmak, televiyonda/gazetede yayınlamakta değildir! Pazarlama, ürünün tasarımından, fiyatlandırılmasına, duyurulmasına, satılmasına ve satış sonrası hizmetlere de hakim olan geniş bir yelpazedir. Bu hakimiyetin sahibi pazarlamacılar da ne kadar önemli bir iş yaptıklarını bilmek ve hakkını vermekle mükelleftir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak... Elinizdeki ürün iyi... Belli ki bütçeniz de var... Ey Dizayn Grup pazarlama ekibi... Peki neden helva yap(a)mıyorsunuz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114824368080659407?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114824368080659407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114824368080659407&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114824368080659407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114824368080659407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/dizayn-grup-takipteymiiz.html' title='Dizayn Grup: Takiptey(miş)iz...'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114823945135817893</id><published>2006-05-21T22:16:00.000+03:00</published><updated>2006-05-21T22:24:11.366+03:00</updated><title type='text'>Kendime!!!</title><content type='html'>Yurt dışındayım uzun bir süredir, sağlıklı internet bağlantım yoktu. Arada bir sürü yapacak şey vardı, fırsat olmadı. Şu konuyu mu yazayım, bu konuyu mu karar veremedim, vs.vs. Kısaca, bahane bahane bahane!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden kızıyorum kendi kendime... Hepimiz için hep en kolayı olana kaçıp, kendi kendime bahaneler üretip buraya herhangi bir şey yazmadığım için!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahane yok, yazmaya devam!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114823945135817893?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114823945135817893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114823945135817893&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114823945135817893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114823945135817893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/kendime.html' title='Kendime!!!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114736358705293938</id><published>2006-05-11T18:25:00.000+03:00</published><updated>2006-05-11T19:06:27.066+03:00</updated><title type='text'>Pepsi... Pepsi... Yine Pepsi!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/pepsi2.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/pepsi2.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bugünlerde Pepsi'ye çok kızıyorum. O yüzden bir kez daha Pepsi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç Coca-Cola Platinum gördünüz mü ya da pembe bir Coca-Cola içtiniz mi? Coca-Cola 'gerçek tat' diyerek uzun yıllardır bu işi götürüyor. Pazara ilk sunulan ürün olması, her zaman taklit edilen olması, Pepsi'nin gençliği yakalama stratejisine paralel olarak gençler arasında bir dönem pazar payını kaybetmiş olsa da, Türkiye gibi ülkelerde, Cola Turka gibi milliyetçi kolaların milliyetçi ve Amerikan karşıtı stratejileri ile milliyetçi kesimde bazen sıkıntı yaşamış olsa da, Coca-Cola'nın, 'gerçek tat' stratejisi üzerine kurulmuş 'gerçek global marka yönetimindeki' başarısı ile halen bayrağı hem global hem de lokal pazarlarda önde taşımasını sağlıyor. Pepsi ne mi yapıyor bu arada?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit bir soru ile cevap verelim: Aşağıdaki Pepsi'lerden hangilerini hatırlıyorsunuz, içiyorsunuz ya da markette bulabiliyorsunuz?&lt;br /&gt;a) Pepsi Light b) Pepsi Max c) Pepsi Twist d) Pepsi Gold e) Hepsi f) Hiçbiri g) ...daha fazlası!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pepsi ne satıyor? Ya da 'bir Pepsi alabilir miyim?' dediğinizde garson ne getirmeli yada bakkal ne vermeli sizce? Pepsi ürün çeşitlendirmesini her mevsim başında arttırıyor, farklı segmentleri yakalamak arzusu ile, pazardaki açık ihtiyaçları tamamlamak arzusu ile arka arkaya kolasını makyajlayıp pazara sunuyor... Bu karmaşa, Coca Cola'ya ve küçüklere (2.lik hedefindeki 3.lere, 4.lere) yarıyor. Son kullanıcı en çok kola içmek istiyor. Yaptığı en farklı istek çoğunlukla light/diet ürün tercihi oluyor. Pepsi ise bu ortamda, niche pazarlama için koskoca bir markayı yakmaktan ve pazarın dışına itilmekten çekinmiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeyim... Satan memnun, alan... Var mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114736358705293938?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114736358705293938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114736358705293938&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114736358705293938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114736358705293938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/pepsi-pepsi-yine-pepsi.html' title='Pepsi... Pepsi... Yine Pepsi!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114729836093531218</id><published>2006-05-11T00:07:00.000+03:00</published><updated>2006-05-11T01:52:12.286+03:00</updated><title type='text'>Pepsi GOL GOL GOL!!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/pepsi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/pepsi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.pepsi.com.tr"&gt;Pepsi &lt;/a&gt;ne yapmaya çalışıyor bilmiyorum...  Önceleri yeni neslin seçimi idi! Şimdi futbolun eğlencesi... Futboldan nemalanmaya çalışmaya lafım yok. Herkesin ilgisinin son günlerde FB-GS muhabbeti ile daha da futbola döndüğü şu günlerde, dünya kupası ile bu ilginin tavan yapacağı aşikar. Herkes bir kaç gün sonra sadece futbol konuşacak (hele bir de Türkiye finallerde olsa idi neler olacağı, 4 yıl önceki tecrübe ile sabit.). Reklamlarda ünlü futbolcuları kullanmak ta tamam... (Reklamlarda yerli yersiz ünlü kullanımına ayrıca değineceğim) Ama allah aşkına Erman Hoca ile Şansal Büyüka da nereden çıktı??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün Ali Atıf Bir yazısında, Toroğlu'nun, Schiffer ve Henry'e yama gibi kaldığını yazmıştı. Katılmıyorum. Ben o reklamdaki espriyi de, kurguyu da çok kötü bulmadım. Ama sadece o reklamda! Diğer reklamlarda tam bir felaketler... Bu ikili bir yana, bu reklamda ve Pepsi'nin son kampanyasında (bir çok Toroğlu'lu, Şansal'lı ve hatta Roberto Carlos'lu Beckham'lı, vs. vs.li &lt;a href="http://www.pepsi.com.tr"&gt;reklamlı kampanya&lt;/a&gt;) bir çok yanlışlar olduğunu düşünüyorum! Amaç ne? Bu reklamlar ne için varlar? Dert Pepsi Gold lansmanı ise... Pepsi Gold nerede? Henry'li ve Schiffer'li reklamın dışında neden diğer reklamlarda herkes 'siyah' Pepsi içiyor? Gold arada kaybolup gidiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele ki şu kapaklı reklamlar tam evlere şenlik!! Espriler espri değil, mesaj mesaj değil... Her iki ünlümüz de dünyanın en yapmacık reklamını çekmek için yarıştıkları için, anlatım anlatım değil... Kaldı ki Erman Hoca ilginç bir karakter... Her futbolsever tanır. Bir şekilde 'otorite' boşluğunda 'otorite' olmuştur! Ama ben Erman Hoca'yı seven bir BJK'li, FB'li yada GS'li duymadım! E bu 3 takımı tutanların dışındaki insanlara hitap ediyorsanız, o da sanırım Pepsi'nin ajansı (yanılmıyorsam) Alice BBDO,daki 15 kişilik creative gruptan ibarettir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta ne yapmaya çalışılmış bilmiyorum ama biraz yeni ürün lansmanı, biraz futbolu markalama üzeri kapaklı kampanya soslu ortaya karışık olmuş! Kısaca, olan harcanan o kadar paraya olmuş!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114729836093531218?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114729836093531218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114729836093531218&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114729836093531218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114729836093531218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/pepsi-gol-gol-gol.html' title='Pepsi GOL GOL GOL!!!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114726576100467172</id><published>2006-05-10T15:42:00.000+03:00</published><updated>2006-05-11T01:01:23.346+03:00</updated><title type='text'>Yazık 'pazarlama'cılara!!!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/marketing.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 213px; height: 320px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/marketing.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Taksideyim... Taksici ile 'motor üstü' muhabbeti yapıyoruz. Nereden geldi ise konu, dedim ki sizin meslekte bir yandan iyi bir yandan kötü. Hem bir çok insanla tanışıyorsunuz, halkın bir çok kesiminden insanla tanışıp, değişik fikirleri, bakış açılarını görüyorsunuz, kısaca halkın nabzını ilk ağızdan tutuyorsunuz, hem de kimin ne olacağı belli olmuyor, adam abuk sabuk bir adam çıkabiliyor, hayatınızı riske atıyorsunuz. Bir yandan da tüm gün direksiyon sallıyorsunuz bu çile trafikte... O da bana sordu ne iş yaparsın diye. Bir şirkette pazarlama müdürüyüm dedim... O da bana cevap verdi:&lt;br /&gt;'Abi senin işin daha zor... Bu memlektette pazarlamıcılık zor zanaat. Siz de kapı kapı dolaşıp mal satıyosunuz!!! Biz hiç olmazsa arabadayız!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeyim, kime kızayım? Galiba en iyisi pazarlama kelimesini ilk olarak kullanan ve kapıdan kapıya pazarlama ile eşleştirenlerle, hala bu terimi insanların aklına yerleştiremeyen kendimize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca, yazık bana... Ya da yazıklar olsun mu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114726576100467172?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114726576100467172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114726576100467172&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114726576100467172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114726576100467172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/yazk-pazarlamaclara.html' title='Yazık &apos;pazarlama&apos;cılara!!!!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114712541566790483</id><published>2006-05-09T00:13:00.000+03:00</published><updated>2006-05-09T00:57:35.503+03:00</updated><title type='text'>Bu ülkede yaya olmak ekstra dikkat gerektirir!</title><content type='html'>İlk ciddi postumun işimle ilgili olacağını tahmin ediyordum. Kısmet değilmiş!!! Bugün bir kaç kere ezilme tehlikesi atlatınca, bu konuyla başlamak istedim! Dikkat ediyorumda, toplum olarak bazı şeyleri o kadar kanıksamışız ki, ortada ne kadar büyük bir yanlış olduğunun farkında bile değiliz! Acaba bana söyler misiniz, dünyada kaç ülkenin vatandaşı yaya geçidinden geçerken, normalden en az 3 kat daha dikkat etmek, bir an önce koşarak karşıya geçmek, trafiğin akışına zarar verdiği için suçluluk hissetmek durumundadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/1600/yaya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 282px; height: 179px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6660/2745/320/yaya.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Normal bir yaya geçidi düşünün... Trafik ışıklarının olmadığı. Bir yaya olarak bu geçidi kullanmak en doğal hakkınız olduğu kadar kural olarak ta doğru! Gelin görün ki, bu ülkenin şöförleri bu yaya geçitlerine yaklaştıklarında nedense hızlarını arttırırlar, hatta üşenmezler daha hızlı hareket etmeniz için DADİDİİ DADİDİİİ şeklinde kornalarına basar ve hatta gözlerinize de hitap etmek için 'selektör' yaparlar! Korkunuzdan zor atarsınız kendinizi karşıya.... Kazara kuralları bilen, kibar bir şöför size yol vermeye kalksa mazallah ya arkasından hızla gelen aracın fren cayırtılarına yada arkadaki aracın tutmayan frenleri sebebiyle kazaya sebep olur! Hiç biri olmasa, arkada biriken şöförler kornaları ile yeri göğü inletirler! Çünkü benim ülkemde herkes dünyanın en meşgul insanıdır ve bir an önce hareket etmelidir! Ve yine benim ülkemde herkes kendisine yapılan haksızlıktan bahseder, ama hiç çekinmeden kalkıp ta başkalarının "karşıdan karşıya güvenli geçme hakkını" gaspeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, şöförlerimize sadece genel kültür olması için yazıyorum: Yaya geçitlerine yaklaşırken araçlar hız kesmek, dönüşlerde geçiş hakkını önce yayaya vermek zorundadırlar. (Hani belki Kim 500 Bin İster yarışmasında sorarlarsa, işinize yarasın diye! Yoksa herkes bilir ki geçiş hakkı her zaman arabası en büyük olanındır ve yaya geçidinde araba ile vurulacak her yaya hedefi en az 15 puandır-yaşa, cinsiyete göre puan skalası değişkendir!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114712541566790483?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114712541566790483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114712541566790483&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114712541566790483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114712541566790483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/bu-lkede-yaya-olmak-ekstra-dikkat.html' title='Bu ülkede yaya olmak ekstra dikkat gerektirir!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-26238553.post-114701403881604314</id><published>2006-05-07T17:13:00.000+03:00</published><updated>2006-05-07T18:00:38.830+03:00</updated><title type='text'>Sonunda ben de...!</title><content type='html'>Etrafımda sevdiğim bir kaç arkadaşım yazıyor. Her yerde bir blog furyasıdır gidiyor. Gazetelerde köşe yazılarında artık daha da sık gözüme çarpıyor çeşitli blog sayfalarından alıntılar ya da "şu blog'a bir göz atın" yönlendirmeleri. Bloglar ciddi ciddi hayatlarımızda yer almaya başlıyor. Her gün takip ettiğimiz bloglarımız bile oluştu. Her gün gazete dahi okumadığımızı göz önüne alırsak bu daha da ilginç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden böyle takip ediyoruz blogları, bilmiyorum... Ama bildiğim, bir şekilde farklı görüşlerin, farklı fikirlerin, farklı deneyimlerin ilgi alanıma giren konularda bana sağladığı sürekli bilgi akışını çok seviyorum! Yeni bir blog eklemişler mi diye her gün blog sahiplerinin sitelerine girip bakmak, yeni bir şey yazılmışsa bir çırpıda okumak ya da bazen eski bir yazıyı arayıp bulmak için karıştırmak, bazen yeni bir şey öğrenmek, bazen kendi kendini teyid etmek... Hele bir de blog'a bir okuyucu olarak fikrini iletebilmek... Kilit kelime sanırım etkileşim/interactivity... Böyle bir terim var mı bilmiyorum ama ben buna "Special Interest Interactivity" adını koydum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni blog'la tanıştırdıkları ve sevdirdikleri için dostlarım &lt;a href="http://marketingma.blogspot.com"&gt;Alper&lt;/a&gt; (&lt;a href="http://marketingma.blogspot.com"&gt;marketingma.blogspot.com&lt;/a&gt;) ve &lt;a href="http://www.mobilasyon.com"&gt;Refik&lt;/a&gt;'e (&lt;a href="http://www.mobilasyon.com"&gt;www.mobilasyon.com&lt;/a&gt;) teşekkür etmeden geçemem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada öncelikle kendi işimle ilgili konular olan pazarlama, mobil iletişim teknolojileri, katma değerli servisler başta olmak üzere günlük hayatta karşılaştığımız, bize yani üreticiye yada tüketiciye değen, bir şekilde canımızı sıkan hatta kızdıran şeyleri, kısaca, bence yapılan yanlışları yazacağım. Amacım sadece kendi bakış açımdan, kendi doğrularımı ortaya koymak. Belki benim doğrularım, başka birilerinin de doğruları olur ve kızdığım şeyler benim arzuladığım şekilde düzeltilirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilerimle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cryan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26238553-114701403881604314?l=kiziyorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiziyorum.blogspot.com/feeds/114701403881604314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=26238553&amp;postID=114701403881604314&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114701403881604314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/26238553/posts/default/114701403881604314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiziyorum.blogspot.com/2006/05/sonunda-ben-de.html' title='Sonunda ben de...!'/><author><name>Cryan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00497623539842459357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry></feed>
